Gerek at üzerinde gerekse atsız şekilde Türk kültüründe yer alan geleneksel sporların-oyunların oldukça köklü geçmişe sahip olduğu ifade edilebilir. Ayrıca söz konusu sporlar ve oyunlara zamanın ileri gelen insanları ya da halkı tarafından yüksek itibar gösterildiği belirtilebilir. Öyle ki Selçuklu Hükümdarı Alâeddin Keykubad’ın atlı cirit, Sultan Alparslan’ın ise çok iyi çevgen oyuncusu olduğu ifade edilebilir. Dahası Osmanlı Devleti hükümdarlarının yabancı misafirlere atlı cirit müsabakasını izletmekten gurur duyduğu söylenebilir. Türk örf ve adetlerini sembol nitelikteki söz konusu sporlardan atlı ciritte, rakibe yaklaşan ya da onu sıkıştıran bir sporcunun, rakibine cirit atmadığı ifade edilebilir.
Ayrıca ahlaki kurallara zarar verebileceği düşüncesiyle, aba güreşinde, özellikle müsabakayı kaybeden güreşçinin üzerindeki abayı gelişigüzel fırlatmasının kesinlikle yasak olduğu belirtilebilir.
Yüzyıllardır yapılagelen geleneksel sporlar-oyunların bir kültür mirası olduğu söylenebilir. Öyle ki 2010 yılında Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin, 2013 yılında ise çevgen oyununun UNESCO’nun “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine girdiği ifade edilebilir. Uygulanış ve adlandırma olarak farklılıklar içeren söz konusu oyunlar-sporların Türk gençlerine yaygın olarak tanıtılması ve de benimsetilmesinin söz konusu kültür değerlerinin yaşatılması adına önem arz ettiği unutulmamalıdır.
Gül, M., Uzun, R.N., Çebi, M. Cherkashina, E. “Türk Kültürlerindeki Geleneksel Oyunlar ve Sporlara Yüzeysel Bir Bakış”, Turkish Studies, 2018, Cilt 13 (26), 655-671.
Tam metin için tıklayınız



